Emine Erdoğan’ın öncülüğünde başlatılan Sıfır Atık Hareketi’nin çevre ve ekonomi açısından önemli sonuçlar ortaya koyduğunu belirten Kurum, geri kazanım oranının 2017’de yüzde 13 seviyesindeyken 2025’te yüzde 37’ye yükseldiğini açıkladı.
Bu süreçte 90 milyon ton atığın geri kazanıldığını ve ekonomiye yaklaşık 365 milyar lira katkı sağlandığını bildiren Kurum, Depozitolu Ambalajlar Sistemi kapsamında da 520 milyon ambalajın yeniden ekonomiye kazandırıldığını kaydetti.
Sıfır Atık yaklaşımının yalnızca atık yönetimiyle sınırlı olmadığını vurgulayan Kurum, kaynakların korunması, enerji ve su tasarrufu ile sera gazı salımının azaltılması açısından da çalışmalar yürütüldüğünü ifade etti.
“İnsanlık ve doğa geri dönüşü olmayan bir uçuruma ilerliyor”
Dünyada siyasi istikrarsızlıkların, çatışmaların ve ekonomik belirsizliklerin arttığı bir dönemde COP31 hazırlıklarını sürdürdüklerini belirten Kurum, iklim krizinin uzun vadeli etkilerine dikkat çekti.
İklim krizinin gezegeni yaşanması güç bir yere dönüştürme riski taşıdığını ifade eden Kurum, Antalya’da yaşanan şiddetli yağış ve hortum olaylarında hayatını kaybedenler için başsağlığı dileklerini iletti.
Kurum, iklim krizine karşı ülkeleri diyaloğa davet ettiklerini belirterek farklı ülkelerin imkânlarının, ihtiyaçlarının ve iklim değişikliğindeki sorumluluklarının dikkate alınması gerektiğini söyledi.
COP31’in yol haritası: Diyalog, uzlaşı ve eylem
COP31 için belirlenen yol haritasının diyalog, uzlaşı ve eylemden oluştuğunu aktaran Kurum, ülkelerin ihtiyaçlarının dinlenmesi, ortak iradenin güçlendirilmesi ve alınan kararların somut sonuçlara dönüştürülmesinin hedeflendiğini bildirdi.
Türkiye’nin iklim hedeflerini ve taahhütlerini belirlediğini kaydeden Kurum, bu hedeflerin hayata geçirilmesi için yatırımların hızlandırılması ve uluslararası iş birliklerinin geliştirilmesi gerektiğini ifade etti.
Atık yönetimi ve temiz enerji öncelikler arasında
COP31 kapsamında ele alınacak önceliklere de değinen Kurum, Sıfır Atık yaklaşımının müzakerelerin temel başlıklarından biri olacağını söyledi. Kurum, 2035 yılına kadar küresel belediye atığı üretimindeki artışın en az yarı yarıya azaltılmasını ve döngüsel malzeme kullanım oranının en az yüzde 15’e çıkarılmasını hedeflediklerini belirtti.
Denizlerin ve okyanusların korunması, kirliliğin kaynağında önlenmesi ve iklime dayanıklı tarım uygulamalarının yaygınlaştırılması için çalışmalar yürütüleceğini aktaran Kurum, Türkiye’nin binalarda enerji kullanım yoğunluğunu 2035’e kadar en az yüzde 25 azaltmayı hedeflediğini kaydetti.
Temiz enerji dönüşümünün hızlandırılması ve yeşil sanayileşmenin geliştirilmesinin de öncelikler arasında yer aldığını belirten Kurum, ülkelerin iklim hedeflerini uygulanabilir projelerle buluşturmayı amaçladıklarını ifade etti.
“Dünyamızın yarınını karanlığa bırakmayalım”
İklim hedeflerinin günlük yaşamda hissedilen sorunlara karşı somut sonuçlar üretmesi gerektiğini vurgulayan Kurum, COP31’in uygulamaya odaklanan bir süreç olmasını istediklerini söyledi.
Antalya’da kurulacak görüşme masalarının farklı ülkelerin ihtiyaçlarının çözüme kavuşmasına katkı sağlamasını hedeflediklerini belirten Kurum, uluslararası iş birliğinin güçlendirilmesinin önemine işaret etti.
Kurum, Türkiye’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilecek COP31’in diyalog ve uzlaşı temelinde somut adımların atılmasına katkı sunmasını beklediklerini dile getirdi.
0 Yorum
Henüz onaylı yorum yok.