Köse, yaklaşık iki yıldır yürütülen Terörsüz Türkiye sürecinin TBMM'deki çalışmalar ve kabul edilen çerçeve yasayla yeni bir aşamaya geçtiğini belirtti.
Sürecin bundan sonraki döneminde silah bırakmanın yanı sıra elde edilen güvenlik kazanımlarının hukuki ve kurumsal yapıya dönüştürülmesinin önem taşıdığını kaydeden Köse, TBMM'nin geniş siyasi mutabakatının sürecin meşruiyetini güçlendirdiğini ifade etti.
Kurumsal uyum önem taşıyor
Köse, hukuki düzenlemelerin tek başına yeterli olmayacağına dikkati çekerek, alınan kararların bürokrasiye ve sahadaki uygulamalara yansımasının kritik olduğunu belirtti.
Kamu kurumları arasında koordinasyonun güçlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Köse, yeni dönemin yönetim kapasitesinin önceki süreçlerden farklı olması gerektiğini kaydetti.
Sürecin toplumsallaşması hedefleniyor
Terörsüz Türkiye sürecinin kamuoyuna açılmasıyla medya, akademi ve sivil toplumun da daha etkin rol üstleneceğini belirten Köse, doğru iletişim stratejisinin önemine işaret etti.
Köse, uzun süredir devam eden şiddetsizlik ortamının kalıcı bir toplumsal beklentiye dönüşmesinin sürecin başarısı açısından önemli olduğunu ifade etti.
Üç temel risk alanı
Köse'ye göre sürecin önündeki riskler siyasi, kurumsal ve dış olmak üzere üç başlıkta toplanıyor.
Siyasi mutabakatın korunması, kararlarla uygulama arasındaki boşluğun giderilmesi ve dış aktörlerin süreci zayıflatabilecek müdahalelerinin yönetilmesi, yeni dönemin temel sınamaları arasında yer alıyor.
Başarı hukuki ve toplumsal zemine bağlı
Köse, "Türkiye Modeli"nin başarısının yalnızca terörün sona ermesiyle değil, şiddetin yeniden üretilmesini engelleyecek hukuki, siyasi ve toplumsal zeminin oluşturulmasıyla ölçüleceğini belirtti.
Bu kapsamda hukuki kurumsallaşma, siyasi mutabakat ve toplumsal bütünleşmenin birlikte ilerlemesinin, Terörsüz Türkiye sürecinin kalıcı hale gelmesinde belirleyici olacağına dikkati çekti.
0 Yorum
Henüz onaylı yorum yok.